SDÜ Engelsiz Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Web sitesi javascript kullanmaktadır. Sayfaların düzgün görüntülenebilmesi için lütfen tarayıcınızda javascript'i etkin hale getiriniz.
Tok karnına gelmelisiniz.
Rutin kullandığınız ilaçlarınızı doktorunuz aksini önermediği sürece kullanmış olarak gelmelisiniz.
İlk muayenenizde mevcut sistemik hastalıklarınızla ilgili kliniğimizde yapılacak işlemler öncesi gerekli görüldüğü taktirde ilaç etkileşimleri ve işlem sonrası kanama riski nedeniyle uzman doktor konsültasyonlarına başvurulabilmektedir.
Çekimi takiben 30 dakika boyunca çekim bölgesine yerleştirilen tamponu sıkı bir şekilde ısırmalısınız.
Diş çekiminden sonra aspirin harici bir ağrı kesici kullanılmalıdır
Anestezi geçene kadar yemek yememeli ve bir şeyler içmemelisiniz.
Diş çekimini takip eden 2 gün boyunca ılık ve yumuşak diyetle beslenmelisiniz.
Diş çekimini takip eden 2 gün boyunca sigara kullanmamalısınız.
Diş çekimini takiben 24 saat boyunca alkol kullanmamalısınız.
Çekimin ertesi gününden itibaren rutin ağız ve diş bakımınıza devam etmelisiniz.
Çekim sonrası reçete edilen ilaçlarınızı hekiminizin önerileri çerçevesinde düzenli olarak kullanmalısınız.
Çekim sonrası birkaç gün içerisinde başlayan kanamalar ve şiddetli ağrılar meydana geliyor ve kötü ağız kokusu eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden doktorunuza başvurunuz.
Dental implant tedavisi nedir? Dental implant, titanyumdan yapılmış vida şeklinde küçük bir tutucudur. Çekilmiş bir diş kökünün yerini alacak şekilde çene kemiğinin içerisine yerleştirilir. İyileşme süreci sonunda mekanik tutunma sağlandıktan sonra yerleştirilen implant, doğal diş görevi görür. Bu yeni diş doğal dişiniz gibi görünür ve doğal dişiniz hissini verir. Yaralanma, çürüme veya kırılmadan dolayı dişlerinizi kaybettiyseniz ve şiddetli sistemik hastalıklarınız (osteopöröz, kan hastalıkları vb.) yoksa muhtemelen implant tedavisi sizin için uygundur. Bununla birlikte, implant yerleştirilecek çene bölgelerinde yeterli kemiğine sahip olmanız gerekmektedir. Doktorunuz, implantın sizin için doğru bir tedavi seçeneği olup olmadığına klinik ve radyolojik incelemelerden sonra karar verecektir.
Gömülü diş operasyonu nedir? Gömülü dişlerin çekimi doktorunuzun yapacağı klinik ve radyolojik incelemelerden sonra gerçekleşebilir. İlgili dişten kaynaklı apselerde, kist veya tümörle beraber olduğunda, ağrı varsa, çeneyi zayıflatıp kırık oluşturma riski varsa, komşu dişte çürük oluşturma riski varsa çekim yapılır. Gömülü dişler çekildikten sonra genellikle hastanın ağız bakımını düzenli şekilde yapması kaydıyla 7 gün içinde iyileşir.
Anestezi yöntemleri Sizin tercihinize bağlı olarak çeşitli anestezi tipleri uygulanabilir. Bunlardan birincisi lokal anestezidir, ilgili bölgeyi uyuşturur. İkincisi sedasyondur, kısmen bilinçli olursunuz. Üçüncüsü, genel anestezidir, bilinciniz geçici bir süre için tamamen kaybolur ve operasyonu hatırlamazsınız. sedasyon veya genel anesteziyi tercih ediyorsanız uygulama öncesi 8 saat bir şey yiyip içmemelisiniz. Herhangi bir şey yemiş ya da içmişseniz işleminiz iptal edilir. Lokal anestezi altında gerçekleştirilecek işlemlerde karnınız tok geliniz.
Hamile hastalar diş tedavisi yaptırabilir mi?
Hamile hastalara çok zorunlu olmadıkça diş hekimleri tarafından müdahalede bulunulması istenmez. Yapılacak müdahalelerin de 3-6 ay arasında yapılması önerilir. Fakat aciliyet arz eden durumlarda hastanın doktoru ile yapılacak konsültasyonlar sonrasında hastaya müdahale edilebilir.
Hamile hastalar panaromik röntgen çektirebilir mi? Hamilelik döneminde acil durumlar dışında hastalara radyolojik tetkik yapılması istenmez. Acil durumlarda ise gerekli önlemler alındıktan sonra minimum sayıda olmak üzere röntgen alınabilir. Hamile olan ya da şüphesi bulunan kişi bu durumunu hekime bildirmek zorundadır. Diş Hekimliğinde kullanılan röntgen cihazlarında diğer görüntüleme işlemlerine göre, radyasyon miktarı çok düşüktür. Hamilelerin radyoloji kliniğine girerken, mutlaka kurşun önlük giymesi gerekir. Radyografi alınırken giyilmesi gereken kurşun önlük diğer organ ve dokuların gereksiz x-ışını almasını engeller. Bu önlem genel bir radyoloji kuralıdır.
Organ nakli olacak hastaların diş hekimlerine muayene olmaları gerekli midir? Gerek organ nakli öncesi transplantasyon sırasına girebilmek için, gerekse organ nakli sonrası kullanılacak çeşitli ilaçlardan dolayı oluşacak enfeksiyona yatkınlık durumuna karşı hastaların diş hekimi muayenesi olması zorunludur. Vücutta enfeksiyon oluşturabilecek dişlerin olması durumunda organ naklinin başarısı azalmaktadır ve bu dişlerin organ nakli öncesi tedavi edilmesi çok önemlidir. Kliniğimizde doktorları tarafından sevk edilen organ nakli bekleyen veya olmuş hastalar uzman hekimler tarafından değerlendirilmekte ve işlemler en kısa sürede bitirilmektedir.
Başvuru esnasında hastaların yanlarında getirmeleri gereken belgeler nelerdir? Hastaların, daha önce çekilmiş diş röntgen filmlerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir. Bu sayede tekrar film çekilmesinin önüne geçilecektir. Gerekli durumlarda ise hekimler tarafından röntgenler tekrarlanabilir. Ayrıca hastaların, yakın zamanda yaptırmış olduğu tetkiklerini ve sonuçlarını, kullandıkları ilaçları yanlarında getirmeleri gereklidir. Bu sayede hekim kişinin sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olacaktır.
Baş-boyun bölgesinden radyoterapi görmekte veya görmüş olan hastaların diş hekimi muayenesi olması gerekir mi? Baş-boyun bölgesinden yapılan radyoterapi uygulamaları ilgili bölgedeki kemik ve yumuşak dokuları etkileyeceklerinden dolayı mümkünse radyoterapi öncesi bu hastaların diş hekimi muayenesi olmaları büyük bir öneme sahiptir. Kliniğimizde radyoterapi görecek hastaların muayeneleri uzman hekimler tarafından yapılmakta ve radyoterapi öncesi gerekli tedavilerin planlanması çıkartılıp ilgili kliniklere acil hasta olarak sevk edilmektedir.
Diş hekimliğinde ilk muayene neden gereklidir? Hastalarda baş boyun bölgesi ve dişlerdeki hastalıklar ve bunların tedavisi çeşitlilik gösterir. Birçok hastada birden fazla tedavi gereksinimi olabilmektedir. Bu tedavilerin doğru olarak planlanması gerekmektedir. Teşhis, tedavi öncesi tetkiklerin yapılması ve tedavi planının yapılması ilk muayene sırasında olmaktadır. Daha konforlu ve kısa süreli tedavi süreçleri için ilk muayene gereklidir.
Muayene sırasında dişlerim dışında sağlığım hakkında neden ayrıntılı sorular soruluyor? Diş tedavisi sırasında uygulamaları etkileyecek bir hastalık ve kullanılan bir ilaç olabilir. Ayrıca ağızdaki bazı durumlar, sistemik hastalıklarla ilişkili olabilir. Eğer hekime doğru ve eksiksiz bilgiler verilmez ise diş tedavisi sırasında hayati tehlikeye neden olacak durumlarla karşılaşılabilir ya da ağız hastalıklarının nedeni belirlenemeyebilir.
Diş röntgeni neden çekilir? Röntgen çekiminde amaç muayene sırasında görülemeyen diş, kemik dokudaki hastalıkların teşhis edilmesidir. Tedavi başlangıcında, tedavi süresince ve kontrol amaçlı olarak tedavi sonrasında röntgen çekilmesi gerekir. Röntgen gerektiği halde çekilmezse patoloji ve nedeni doğru olarak belirlenemez ve tedavi planı yapılamaz.
Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi hangi durumlarda gereklidir? Kliniğimizde mevcut olan konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile implant planlaması, gömülü dişlerin incelenmesi, baş ve boyun bölgesindeki kist ve tümörlerin değerlendirilmesi, diş ve çene travmalarının tespit edilmesi, çene eklemi hastalıklarının tanısı ve sinüslerin görüntülenmesi yapılmaktadır. Bu tomografinin medikal tomografilere göre en büyük avantajı hastanın aldığı radyasyon dozunun çok daha düşük olmasıdır.
Diş çürüğü nedir? Diş çürüğü, insanlarda, ağız içinde yer alan diş plağında ve tükürükte bulunan streptokokus mutans olarak bilinen bakterilerin neden olduğu, dişin sert dokularının belli bölgelerde yıkımı olarak gözlenen enfeksiyöz bir hastalıktır.
Diş çürüklerinin oluşumunda beslenme şekli önemli bir faktör müdür? Gün içinde, insanlar tarafından tüketilen şekerli yiyecekler ve içeceklerin tüketim sıklığı ve miktarı, besin maddesinin içindeki karbonhidratların tipi, tüketilen besin maddesinin yapışkanlığı ve alınan besinin ağız içinden tükürükle temizlenme süresi diş çürüklerinin oluşumunda önemli birer faktör olarak kabul edilmektedir.
Diş çürüklerini önlemek için uygulanan koruyucu tedaviler var mıdır? Her bireyin diş çürüğü riski değerlendirilmesi, diş hekimi tarafından muayenehane ortamında yapılmalıdır. Bireyler diş çürüğü riski açısından düşük, orta ve yüksek olarak sınıflandırılmaktadır. Bireylere uygulanacak koruyucu uygulamalar, risk gruplarına göre planlanmaktadır. Genellikle, düşük risk grubunda olan bireylerin, 9 ayda bir diş hekimine kontrole gitmeleri, dişlerini günde iki kez florürlü bir diş macunu ile fırçalamaları, diş ipi kullanmaları ve beslenmelerine dikkat etmeleri tavsiye edilmektedir. Orta risk grubundaki bireylere, 6 ayda bir diş hekimi kontrolüne gitmeleri, dişlerini günde iki kez florürlü bir diş macunu ile fırçalamaları, dişlerine florür içeren jellerin ve verniklerin muayene ortamında profesyonel olarak uygulanması için dişhekimine gitmeleri ve florür içeren ağız gargaralarını kullanmaları önerilmektedir. Yüksek çürük risk grubundaki bireylere ise, 3 ayda bir diş hekimi kontrolüne gitmeleri, dişlerini günde iki kez florürlü bir diş macunu ile fırçalamaları, dişlerine florür içeren jellerin ve verniklerin muayene ortamında profesyonel olarak uygulanması için dişhekimine gitmeleri, florürlü gargara kullanmaları, ksilitol içeren sakız kullanmaları ve gereklilik halinde hekim tavsiyesine bağlı olarak klorheksidinli gargara kullanmaları tavsiye edilmektedir.
Dişlerimiz neden çürür? İnsanlarda, ağız içinde pek çok farklı türden mikroorganizma bulunmaktadır. Ancak, hepsi diş çürüğüne neden olmamaktadır. Diş çürüğüne neden olan bakteriler, diş plağında ve tükürükte bulunan, şekerle beslenen ve çoğalan, bunun sonucunda asit oluşturan Streptokokus mutans ve Laktobasil isimli bakterilerdir. Ağız hijyenine dikkat etmediğimizde ve sıklıkla şeker tükettiğimizde bu bakterilerin sayısı ve asit üretimi artmaktadır. Üretilen asit dişin koruyucu tabakasındaki kalsiyum ve fosfatın çözünmesine neden olmaktadır. Bu süreç ilerlediğinde, çözünmeyle birlikte dişteki madde kaybı artmakta ve gözle görebildiğimiz diş çürüğü oluşmaktadır.
Diş çürüğü kişiden kişiye bulaşabilir mi? Yapılan çalışmalarda, insanlarda diş çürüğüne neden olan bakterilerin bebeklikten itibaren ağız ortamına yerleşebildikleri belirlenmiştir. Ayrıca, bu bakterilerin yerleşme kaynağının çoğunlukla bebeğe yakın temastaki kişiler (anne, bakıcı, kardeş, baba, vs.) olduğu belirtilmiştir. Ayrıca çeşitli yaş gruplarındaki okul arkadaşlarının, birbirlerine bu bakterileri bulaştırabildiklerini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Aileden veya arkadaşlardan bulaşan çürük yapıcı bakterilerin ağız ortamına yerleştikten sonra sayılarının artması diş çürüğüne neden olmaktadır. Bu nedenle diş çürüğünün bulaşabilir bir hastalık olduğu düşünülebilmektedir.
Diş çürüğü oluşup oluşmayacağı önceden anlaşılabilir mi? Diş çürüğüne zemin hazırlayan pek çok etken vardır. Kişilerde, Streptokokus mutans isimli bakterilerin sayılarının yüksek düzeyde olması ve ağız içindeki dişlerde çürüklerin varlığı en önemli faktörler arasında sayılmaktadır. Ayrıca kişilerdeki, tükürüğün miktarının ve tamponlama kapasitesinin yetersizliği, bireylerin sık olarak karbonhidrattan zengin şekilde beslenmesi, kişinin diş sert dokularının direncinin az olması, genel sağlık ile ilgili rahatsızlıklar ve yetersiz ağız hijyeni yeni çürük oluşumu riskini artıran önemli göstergelerdir. Kişilerde çürük riskinin değerlendirilmesi, dişhekimi tarafından ağız muayenesi ile birlikte “Çürük Aktivite Testi” ile yapılabilmektedir. Çürük aktivite testinde, hastadan alınan tükürük örneğinden, tükürük miktarı, tükürük tamponlama kapasitesi ve tükürükte bulunan çürük yapıcı bakterilerden streptokokus mutans ve laktobasilllerin sayısı belirlenebilmektedir. Bu etkenler araştırılarak yeni çürük oluşumu riski tahmin edilebilmektedir.
Kompozit dolgu nedir? Çürük, kırık, erozyon, atrisyon ve abrazyon nedeniyle dişlerde oluşmuş madde kayıplarının diş rengindeki bir dolgu materyali ile restorasyonudur. Kompozitler, özellikle estetiğin önemli olduğu bölgelerdeki dişlerin restorasyonunda kullanılmaktadır.
Kompozit dolgu yapıldıktan sonra nelere dikkat edilmelidir? Kompozit dolgudan sonra, ilgili dişte 1-2 hafta boyunca sürebilen geçici bir hassasiyet oluşabilir. Bu süre sonrasında devam eden ağrıların varlığında hasta tekrar kliniğe başvurmalıdır. Dolgu yüzeyinde, çay, kahve, sigara kullanımına bağlı olarak zamanla renklenmeler meydana gelebilmektedir, bu renklenmeler hekimin dolguya yapacağı polisaj (cila) işlemiyle giderilebilmektedir. Dolgu yapımı esnasında, anestezi yapılmamış ise tedaviden sonra, kişinin yemek yemesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Zamanla kompozit dolgunun altında tekrarlayan çürük gelişebilmektedir. Bu durum dolgunun başarısızlığı ile sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle, kompozit dolgu sahibi bireyler, ağız hijyenine dikkat etmelidir ve sert, kabuklu yiyeceklerin tüketilmesi sırasında dikkatli olmalıdır. Dolgunun kırılması ya da düşmesi durumunda hasta tekrar dişhekimine başvurmalıdır.
Amalgam dolgu nedir? Gümüş dolgular olarak da adlandırılabilen amalgam dolgular 150 yıldır diş hekimliğinde kullanılmaktadır. Dolgu amaçlı kullanılan amalgam alaşımının içerisinde, gümüş, civa, kalay ve bakır bulunmaktadır. Aynı zamanda, amalgamın içerisinde az miktarda çinko, indiyum ya da paladyum bulunabilmektedir. Amalgam dolgudaki civanın insan sağlığına zararlı bir etkisi bulunmamaktadır. Civa diğer metallerle birleştiğinde kimyasal yapısı değişmektedir ve zararsız hale gelmektedir. Günümüzde, amalgam içerisindeki diğer metallerle birleşmiş olan civanın sistemik hastalıklarla ilişkisi olmadığı ve insan sağlığına herhangi bir zararlı etkisinin olmadığı bilimsel araştırmalarla desteklenmiştir.
Amalgam dolgu neden tercih edilir? Amalgam; zararsız olması, ağız içinde uzun süre kullanılabilmesi ve ekonomik olması nedenleriyle sıkça tercih edilen bir dolgu materyalidir. Amalgam dolgunun sızdırmazlığı ve basınca dayanıklılığı kompozit dolgulara oranla daha iyidir. Bununla birlikte kompozite kıyasla daha uzun süre ağız içinde kullanılabilmektedir. Amalgam dolgular, civaya alerjisi bulunan kişilerde kullanılmamalıdır. 2017 itibariyle FDA tarafından, yetişkinler ve 6 yaş üstü çocuklar için amalgam dolguların güvenli olduğunu bildirilmiştir.
Amalgam dolgu yapıldıktan sonra nelere dikkat edilmelidir? Amalgam dolgu yapılmış dişin, kişiler tarafından en az bir saat kullanılmaması ve işlemin yapıldığı saatten itibaren 24 saat, ilgili diş ile sert gıdaların tüketilmemesi gerekmektedir. Dişhekimliği pratiğinde, amalgam dolgu yapıldıktan 24 saat sonra, dişhekimi tarafından hastaya polisaj(cila) işlemi için ikinci bir randevu verilmektedir. Bu uygulama, hem amalgamın metalik özelliklerini iyileştirilmesi, hem de kullanım sonrası restorasyonun anatomik ve fonksiyonel olarak tekrar gözden geçirilmesi olanağını sağlamaktadır. Polisaj işleminden sonra, kişilerde geçici kısa bir süreli bir hassasiyet meydana gelebilmektedir.
Amalgam dolgularımı değiştirmeli miyim? Amalgam dolguların çıkarılması, gerekli olmaması durumunda faydadan çok zarar getirebilir. Amalgam dolgular aşınma, kırılma veya dolgunun altında yeniden çürük oluşması gibi durumlarda değiştirmelidir. Fiziksel olarak iyi durumdaki amalgam dolguların çıkarılması, dişin sağlıklı dokularının gereksiz yere kaybedilmesine neden olabilir ve dolgunun sökümü esnasında civa yayılımı gerçekleşir. Bu sebeple sağlam bir amalgam dolgunun ağızda kalmasında bir sıkıntı bulunmamaktadır.
Amalgam dolgudaki civa zararlı mıdır? Amalgam dolgudaki civa insan sağlığına zararlı bir etki göstermemektedir. Civa diğer metallerle birleştiğinde kimyasal yapısı değişir ve zararsız hale geçer. Amalgam içerisindeki diğer metallerle birleşmiş olan civanın sistemik hastalıklarla ilişkili olmadığı ve insan sağlığına herhangi bir zararlı etkisinin olmadığı bilimsel araştırmalarla da desteklenmektedir.
Amalgam dolgu yapıldıktan sonra karşılaşılabilecek riskler nelerdir? Amalgam dolgulardan sonra kısa süreli bir sıcak-soğuk duyarlılığı olabilmekte ve bu zamanla kaybolmaktadır. Ancak, bazı kişilerde ağızda çeşitli metaller bulunduğunda ya da çatal gibi başka bir metal girdiğinde iki metal arası reaksiyondan doğan hassasiyetler olabilmektedir. Geçmeyen duyarlılıklarda, duyarlılığın yalnızca bu sebepten olduğuna emin olduktan sonra restorasyon metal olmayan bir dolgu maddesi ile değiştirilebilir. Ağız hijyeni kötü olan bireylerde amalgam dolgunun altında tekrarlayan çürük gelişebilir ve dolgunun başarısızlığı ile sonuçlanabilir
Kuafaj tedavisi nedir? Kuafaj tedavisi, sıcak-soğuk tatlı-ekşi etkenlerle ortaya çıkan ve etken ortadan kaldırıldığında kaybolan kısa süreli geçici ağrılar eşliğindeki derin çürüklerde uygulanan tedavi şeklidir. (Etken ortadan kalktığında da devam eden ağrı durumlarında ya da etkene bağlı olmaksızın spontan gelişen zonklar tarzdaki ağrılarda kuafaj tedavisi değil kanal tedavisi uygulanır) Amaç çürük dentini kaviteden temizleyip tamir dentin oluşumunu indükleyecek ajanlarla pulpanın canlılığını ve sağlığını korumaktır.
Kuafaj tedavisi yapıldıktan sonra dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? Anestezi etkisi (uyuşukluk) geçtikten sonra yemek yenilebilir. Bir iki hafta boyunca hassasiyet olabilir.
Kuafaj tedavisi yapıldıktan sonra karşılaşılabilecek riskler nelerdir? Dişin yenilenme (tamir) yeteneğine ve hastanın ağız bakımına bağlı nedenlerle bu tedavi her zaman başarılı olmayabilir. Eğer bu süre zarfında dişte şiddetli ve sürekli bir ağrı meydana gelirse ve diş restore edilebilecek durumda ise kanal tedavisi gerekmektedir.
Laminate Veneer Nedir? Diş hekimliği konservatif bir yaklaşımla, daha az oranda doku kaybı gerektirecek restoratif işlemleri ön plana çıkartmıştır. Laminate veneerler (Lamina) dişte çok az ya da hiç preparasyon gerektirmeden uygulanan işlemlerdir. Özel yapıştırıcılarla yapıştırılan laminaların renk geçirgenliğinin iyi olması nedeniyle estetik açıdan oldukça mükemmel sonuçlar alınmaktadır. Bu sayede yaygın olarak kullanılan restoratif seçenekler içinde yer alır. Oldukça hassas teknikler kullanılarak, çok ince üretilen laminalar dişle ve çevre dokularla çok iyi uyum sağlamaktadır. Kompozit laminate veneerler ise ön grup dişlerin dış yüzeylerine özel yapıştırıcılarla kompozit eklenerek hekim tarafından istenilen şekillendirmeler yapılıp estetik olmayan diş görüntüleri daha estetik hale getirilebilmektedir.
Kompozit laminate veneer restorasyon yapıldıktan sonra nelere dikkat edilmelidir? Restorasyondan sonra hastanın ağız hijyenine dikkat etmemesi durumunda yapılan restorasyonda renk değişikliği olabilir. Hastanın sert gıdalar yemesi esnasında, yapılan restorasyonda kırıklar, çatlaklar meydana gelebilir.
İnley ve onley restorasyon nedir? Bir dolgunun dişe uygulanabilirliğinde en önemli faktörlerden biri kalan diş dokusudur. Çürüğe bağlı olarak kaybedilen diş dokusu ne kadar fazla, kalan diş dokusu ne kadar az ise direkt yapılan dolguların başarısızlığı, tutunacak diş dokusunun az olmasına bağlı olarak artabilir. Bu gibi durumlarda laboratuvar ortamında üretilerek diş hekimi tarafından dişe bağlanan dolgular olarak tanımlanan inley ve onlay dolgular kullanılmaktadır. İnley ve onley dolgular diş hekimi randevusunda direkt ağız içine uygulanmazlar. Hastanın dişininin bulunduğu bölgeden alınan ölçü sonrasında laboratuvar ortamında hazırlanarak dişe yapıştırılır. Kişinin ağız yapısına ve diş rengine uygun şekilde hazırlanan estetik dolgulardır.
Diş beyazlatma (ağartma) tedavisi nedir? Diş ağartma olarak da adlandırılan bu sistem mevcut dişlerin renk tonunun daha açık renk tonlarına dönüştürme işlemidir. Dişlerin rengi genetik olarak veya beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak daha sarı ya da zaman içinde daha koyu renge dönebilir. Diş beyazlatma işlemi sağlıklı olan tüm dişlere uygulanabilir. Dişlerinize yapılacak diş ağartma işlemi için en doğru kararı diş hekiminiz verecektir. Diş hekimi muayenesi ile beyazlatma için dişlerinizin uygun olup olmadığına karar verilebilir ve yaklaşık olarak hangi renk tonuna gelebileceği size örneklenerek gösterilebilir. Diş beyazlatma için iki farklı yöntem bulunmaktadır. Bunlar; evde kendinizin uygulayabileceği ev tipi yada diş hekimi kliniğinde doktorunuz tarafından uygulanabilecek ofis tipi diş beyazlatma yöntemleridir.
Ofis Tipi Beyazlatma Yöntemi Nedir ve Nasıl Yapılır? Ofis tipi beyazlatmalar diş hekimleri tarafından klinik ortamda uygulanan beyazlatma yöntemidir. Bu tip beyazlatmada yoğun bir jel kullanılmaktadır. Ofis tipi beyazlatma ile tek seansta iki üç setlik işlemler ile diş rengi bir kaç ton açılabilir. Oldukça başarılı sonuçlar elde edilir. Diş beyazlatma işlemleri yapılmadan önce diş taşları temizlenir. İşlemlerden önce dişlerin renk kaydının yapılması dişlerin kaç ton açıldığını gösterecektir. Diş etlerine koruyucu uygulamasını takiben dişler üzerine jel uygulanır. İşlem iki veya üç sette bir tekrarlanır. Dişlerin üstü işlemden sonra temizlendikten sonra aradaki renk farkı gözlemlenebilir. Beyazlatmanın etkisini tam anlamıyla görmek için 24 saat beklemek faydalı olacaktır. Uygulama yaklaşık 1 saat sürebilmektedir.
Ev Tipi Beyazlatma Nedir ve Nasıl Yapılır? Ev tipi beyazlatma yine jeller aracılığı ile evde uygulanarak diş renginin açılması işlemine denir. Bu işleme muayene olduğunuz hekim karar vermelidir. Karar verildikten sonra ilk olarak ölçü alınır. Daha sonra plastic esaslı bir materyalden plak hazırlanır. Plak hazırlandıktan sonra jeller hastaya teslim edilir. Hekimin uygun gördüğü doğrultuda beyazlatma işlemleri evde gerçekleştirilir. 2-3 saat veya 7-8 saate kadar işlem süresi değişir. Bu süre dişlerin hassasiyetine bağlı olarak da değişir. Devamlı olarak 2- 3 hafta boyunca yapılması ile başarılı sonuçlar alınır.
Devital beyazlatma nedir? Kanal tedavisi veya travma sonrası canlılığını yitiren dişlerde meydana gelen renklenmenin tedavisi için uygulanır. Bu tür renklenmelerde diş içine yerleştirilen beyazlatma ajanı dişte birkaç gün bekletilir. İstenilen sonuç elde edilene kadar işlem tekrarlanır. Bazı durumlarda tedavi başarısız olabildiği gibi bazen de tedaviden birkaç sene sonra diş tekrar eski rengine dönebilir. Canlılığını yitirmiş dişlerdeki renklenmeler tedavi edilmediğinde, dişin komşu dişlerle renk uyumu sağlanamamış olacağından estetik olarak kötü bir görüntü olacaktır. Beyazlatma ajanı diş içerisinde 3-7 gün arasında bekletilmek suretiyle istenilen sonuca ulaşılana kadar uygulanır. Genellikle 1-3 kez uygulanması yeterli olmaktadır. Seans aralarında dişlere geçici dolgu yapılmaktadır. İstenilen beyazlığa ulaşıldıktan sonra daimi dolgu yapılmaktadır.
Dentin hassasiyeti nedir ve tedavi yöntemleri nelerdir? Dentin hassasiyeti herhangi bir defekt veya patoloji olmaksızın açığa çıkmış dentin yüzeyinin mekanik, kimyasal, termal ve elektriksel bir etkenle uyarılması sonucu oluşan keskin ve kısa süreli ağrı olarak tanımlanmaktadır. Dentin hassasiyetinin tedavisi problemin derecesine göre hekimler tarafından ya da evde hasta tarafından uygulanabilir. Dentin tübüllerinin bonding ajan ile tıkanması, hekim tarafından iyontoforez–lazer uygulamaları ile hassasiyet giderilmesi, hassas dişlerin cam iyonomer siman, kompozit rezin vb. restore edilmesi, periodontal operasyonlar ile hassasiyet giderilmesi, kanal tedavisi uygulamaları dentin hassasiyetinde yapılabilecek tedavilerdendir. Ayrıca hastalara hassasiyet giderici ajanlar içeren (potasyum nitrat ve sodyum florür vb) diş macunları önerilmelidir.
Endodonti nedir? Endodonti, diş pulpasına kadar ilerlemiş problemlerin tedavisini gerçekleştiren diş hekimliği dalıdır. Endodonti bilim dalı, normal diş pulpası (özü)nın temel ve klinik bilimleri, diş pulpasının hastalık ve yaralanmalarının etiyolojisi, teşhisi, önlenmesi ve tedavisi ile ilişkili periradiküler durumların araştırma ve uygulamalarını kapsar. Klinik açıdan endodonti, diş pulpasının bir kısmının veya tamamının sağlık açısından korunmasını (vital tedaviler), geri dönüşü olmayan hastalıkta ise tüm pulpanın çıkarılmasını (kök kanal tedavisi) içerir. Pulpasını kaybetmiş dişlerde rejenerasyon tedavileri de gündemdedir. Kanal tedavisinin yenilenmesi (retreatment) de endodontik tedaviler içinde yer alır.
Kanal Tedavisi Neden Yapılmalıdır? Pulpa zarar görüp iltihaplandığında, kendini iyileştirebilme özelliğini kaybettiği için canlılığını kaybeder. Pulpa ölümü en çok travma (ani darbeler veya küçük şiddetli darbeler) ve derin çürüklere bağlı olarak gelişir. Her iki durumda da bakteriler pulpaya ulaşır ve pulpanın iltihaplanmasına neden olur. Böyle bir durumda çiğneme, baskı veya sıcak-soğuk gibi uyaranlar, aşırı hassasiyet ve ağrıya sebep olabilir. Tedavi edilmediğinde pulpa iltihabı, ağrı kesiciler ilaçlar ile geçmeyen ve kendiliğinden başlayan uzun süreli ağrılar ve abseye de sebep olabilir. Kök ucunda oluşan bu apseler genişleyerek, kök etrafındaki kemik dokusunda yıkım oluşturabilir.
Kanal tedavisinde başarı oranı nedir? Kanal tedavisinin başarı oranı, teknolojideki ilerlemelerle beraber artmıştır. Özenli ve kurallarına göre yapılan bir kanal tedavisinin başarısı ortalama olarak %95-98’dir. Kök kanalının anatomisi tedavinin başarısında önemli bir rol oynamaktadır. Karmaşık kanal şekillerine sahip olan dişlerde temizleme ve şekillendirme yapmak oldukça zordur. Tedavideki başarısızlıklar; temizleme, şekillendirme ve yıkama yetersizlikleri, kök kanalı içinde alet kırılması, ulaşılamayan kanallar, köklerde kırıkların oluşması ya da dişin dolgusunun düşmesi ve bakterilerin üremesi, tüm bunların sonucunda kök kanal sisteminin tekrar iltihaplanmasıyla meydana gelebilir. Başarısızlık durumunda, genellikle kanal tedavisi yenilenerek, varsa hatalar giderilerek çözüme ulaşılabilir. Eski kanal dolgusu çıkarılır, dişin kanalı tekrar şekillendirilerek temizlenir ve yeniden doldurulur. Eğer bu işlemle de sonuç alınamıyorsa "kök ucu rezeksiyonu" adı verilen cerrahi müdahale uygulanır. Bu işlem sırasında diş köküne ulaşılır; bu bölge ve çevresi cerrahi olarak temizlenir ve kapatılır. Eğer cerrahi müdahale ile de çözüme ulaşılamıyorsa; son çare olarak ilgili dişin çekimi uygun görülebilir.
Kanal tedavisinde başarı oranı nedir? Endodontik tedavisinin başarı oranı, teknolojideki ilerlemelerle birlikte yükselmektedir. Kurallara uygun bir şekilde yapılan bir kanal tedavisinin başarı ortalaması %90-95 gibi yüksek bir değere sahiptir.
Kanal tedavisinin alternatifi var mıdır? Kanal tedavisine alternatif olabilecek yeni yöntemler arasında revaskularizasyon ve rejeneratif endodonti tedavileri vardır. Kanal tedavisinin tekrarı başarısız olduğunda ya da ikinci kez kanal tedavisinin uygulanamayacağı durumlarda, dişin kök ucuna rezeksiyon işlemi yapılabilir. Kanal tedavisin tekrarının ve cerrahi girişimin başarılı olamadığı durumlarda veya aşırı madde kaybı olan ve üstüne dolgu ya da kuron restorasyonu yapılamayacak dişlerde çekim düşünülebilir. Dişin çekiminden sonra oluşacak boşluk köprü ya da implant uygulaması ile tedavi edilebilir. Fakat doğal dişi korumak her zaman tercih edilir. Bir ya da daha fazla diş eksikliği komşu dişlerin yer değiştirmesine, duruş şeklinin bozulmasına sebep olmaktadır. Ayrıca doğal dişleri korumak implant ve köprüler gibi pahalı ve uzun tedavilerin uygulanmasını gerektirmez.
Kanal tedavisi ücretleri SGK tarafından karşılanır mı? İlave ücret var mıdır? Kanal tedavisi ücretleri SGK tarafından karşılanır. Yenilenme işlemleri ve özel malzemeler kullanılması durumunda ilave ücret için hastalar bilgilendirilir.
Kanal tedavisi yerine implant tedavisi seçilmeli midir? Kanal tedavisi dişin ağızda korunması için son şanstır ve doğal dişin implanta üstünlüğü vardır ve tedavi maliyetleri ülkemizde daha düşüktür. Dişin kaybı söz konusu olduğunda yüksek maliyetli implant tedavisi düşünülmelidir.
Ortodontik tedavi her yaşta uygulanabilir fakat kişinin yaşı ve büyüme gelişim durumuna bağlı olarak tedavi yöntemi farklılık gösterebilmektedir. Özellikle iskeletsel problemi olan hastaların (üst çene geriliği, alt çene geriliği, alt çene ileriliği vs.) tedavisi, büyüme gelişim döneminde basit aygıtlarla yapılabilirken, büyümesini tamamlamış hastalarda ağız diş çene cerrahisi desteğiyle ameliyat ile gerçekleştirilmektedir.
Dişlerde neden çapraşıklık oluşur ve nasıl tedavi edilir? Diş büyüklükleri, çene büyüklüğü ile uyumlu olmadığı zaman dişler çeneye yerleşmek için çapraşık ya da aralıklı dizilir. Bu gibi dişsel ve iskeletsel bozukluklarda dişleri tekrar olmaları gereken dizime getirmek için ortodontik tedavi uygulanır.
Dişler düzgün dizilmiş olmasına rağmen çenenin önde ya da geride olması problem olur mu? Estetik olarak hastayı dişin güzel dizilmesi tatmin etse bile fonksiyon olarak dişler tam üst üste gelmediği için zamanında tedavi edilmesi tercih edilir.
Ortodontik tedavide sadece tel takılarak mı tedavi yapılır başka alternatifler de var mıdır? Dişlerin düzeltilmesi işleminde genellikle braket dediğimiz teller kullanılır ancak teknolojinin gelişmesi ile dişlerin arka yüzeylerinde sabitlenen braketler, şeffaf plaklar, porselen braketler gibi estetik çözümler de tedavi amaçlı kullanılmaya başlanmıştır.
Dişlerinde çapraşıklık olan bir hasta ortodontik tedavi görmezse ne gibi sorunlar yaşar? Estetik bir gülüş kişinin kendine olan güvenin artmasını sağlar. Çapraşık dişlerin varlığı demek dişler arasında temizlenmesi zor alanlar demektir ve bu alanlar çürüğe yatkındır. Yani çapraşıklık varlığında ortodontik tedavi sadece estetik amaçlı değil, sağlığın korunması amacıyla da yapılmalıdır.
Ortodontik tedavi öncesi ağızda ne gibi hazırlıklar yapmak gerekir? Ortodontik tedavi öncesi mutlaka diş taşı temizliği, çürüklerin tedavisi ve kanal tedavileri yapılmış olmalıdır. Ortodontik tedavi başladıktan sonra evde hasta tarafından uygulanması gereken özel ağız bakımı yeni oluşabilecek çürüklerden ve diş eti sorunlarından korunmada etkili olacaktır.
Ortodontik tedavi öncesinde ve tedavi esnasında dişlere nasıl bir bakım uygulamak gerekir? Kişi ortodontik tedavi görsün veyahut görmesin ağız bakımı, herkes için önemlidir ve önemli de olmalıdır. Ortodontik tedavi süresince dişler üzerine geçici olarak yapıştırılan aygıtlar diş üzerinde temizlenmesi daha zor alanlar oluşturduğu için tel tedavisi gören kişinin ağız hijyenine diğer kişilerden daha fazla özen göstermesi gerekmektedir. Ağız bakımına özen göstermeyen ortodonti hastasında uzun süreli plak birikime bağlı olarak dişeti hastalıkları ve diş çürükleri meydana gelebilir. Bunun oluşmaması için hasta tedaviye başlamadan önce diş fırçalama ve diş ipi kullanımını alışkanlık haline getirmiş olup tedavi süresince de bu alışkanlıklarını sürdürmesi gerekmektedir.
Ortodontik tedavi sırasında nelere dikkat edilmelidir? Braketler ağızda beyaz dolguya benzer malzemelerle tutturulur. Bu malzemeler aşırı soğuk ve asitli gıdaların tüketilmesi ile dişten ayrılabilir. Sert gıda tüketimi de braketlerin düşmesine neden olabilir. Ortodontik tedavi için diş yüzeyine yapıştırılan aygıtlar gıda birikimini kolaylaştırıp, temizlenmesi zor alanlar oluşturmaktadır. Tedavi gören kişi yemek yedikten sonra dişlerini diş fırçası ile temizlemekle kalmayıp ayrıca ara yüz fırçası kullanmalıdır. Ağız bakımına gerektiği şekilde dikkat edilmediği takdirde dişeti hastalığı ve çürük oluşumu kaçınılmazdır. Tedavi süresince yapışkanlı, şekerli, sert gıdalar ve gazozlu içecekler tedaviyi olumsuz etkileyeceği için uzak durulması gereken gıdalardır.
Braketin düşmesinin zararı nedir? Dişler, üzerlerine uygulanan kuvvetlerle hareket ederler. Braketin düşmesi demek bu kuvvetin artık dişe uygulanmaması yani ortodontik tedavinin kesintiye uğraması, bu da tedavinin uzaması demektir. Düşen braketler en kısa zamanda tekrar yapıştırılmalıdır.
Ortodontik tedavi neden uzun sürer? Ortodontik tedavide uygulanan kuvvetler kemikte çeşitli reaksiyonlar meydana getirterek diş hareketi oluşumunu sağlar. Bu süreç ortalama 1 ay kadar sürdüğü için hasta ayda bir randevuya çağırılır. Buna bağlı olarak ortodontik tedavi ortalama 2-2,5 yıl içerisinde tamamlanır.
Üniversite hastanelerinde ortodontik tedaviye başlanılması için beklenen süre neden uzundur? Ortodontik tedaviler ortalama 2-2.5 yıl kadar süren uzun bir süreçtir ve aylık rutin kontrolleri olmaktadır. Hekim başlamış olduğu her hastasının tedavisini ortalama 2 yıl sürdürdüğü için kısa süre içinde yeni hasta tedavisine başlayamaz. Aylık takip edebileceği hasta sayısı belirlidir, tedavisine başlamış olduğu hastaların tedavisi bittikçe yeni hasta alabilmektedir. Bu nedenle başvuru yapan kişilerin ortodontik tedaviye kabulü uzun süre almaktadır.
Gömülü köpek dişleri yerine getirilebilir mi? Gömülü dişler çene içerisindeki konumlarına göre değerlendirilir. Çene içerisindeki konumları, açılanmaları sürdürülmeye uygun olan dişler ortodontik tedaviyle ideal konumlarına alınabilir. Bu dişlerin pozisyonlarının tespit edilebilmesi için panoramik film ya da üç boyutlu tomografiler alınır.
Ortodontik tedavi ile elde edilen sonuç kalıcı mıdır? Ortodontik tedavi sonrası verilen apareyler dişlerin son hallerinin korunmasını sağlarlar. Kullanılmadığında ise dişlerin bozulmasına neden olurlar ve tekrar dişlerin sabit braketlerle braketlenmesi (yeniden tel takılması) gerekebilir. Ortodontik tedavi ile elde edilen sonucun kalıcığı hekim tarafından hastaya tebliğ edilen talimatlara uyulmasına bağlıdır. Hasta hekimin uyarını dikkate alıp harfiyen uyguladığı takdirde ortodontik tedavide nüks görülmemektedir.
Ortodontik tedavi sonrası takıp çıkarmalı apareylerden başka dişlerin yerinde sabitlenmesini sağlayan sistemler var mıdır? “Retainer” adı verilen, dişlerin arkasına yerleştirilen sabit teller vardır, ancak her hastaya uygulanmayabilir. Hekim vakaya göre hangi yöntemi seçeceğine karar verir.
Çocuklarda ve gençlerde nasıl bir diş fırçası kullanılmalı ve dişler günde kaç defa fırçalanmalıdır?
Diş fırçalama alışkanlığı, çocukluk döneminde kazandırılması gereken alışkanlıklardan biridir. Bu alışkanlığın kazanılmasında, ailenin rolü çok fazla olmaktadır. Çocuklarda ve gençlerde, çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak/orta sertlikte ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları tercih edilmelidir. Sert fırçalar dişetini zedeleyebilmekle birlikte, dişlerin mine yüzeyini aşındırabilir. Sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce günde en az 2-3 defa dişler fırçalanmalıdır. Üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi ağız sağlığının korunmasında yeterlidir.
Çocukların yaşları gereği şekerli gıdaları daha fazla tüketmelerine ve dişlerinin bakımına yeterince özen gösterememelerine bağlı olarak yetişkinlere göre dişleri daha hızlı şekilde çürümektedir. Çocukların dişlerinde çürük oluşumunu önlemekte önemli görev ebeveynlere düşmektedir. Özellikle diş fırçalama alışkanlığının çocuklara kazandırılmasında, çocukların dişlerini ebeveynlerinin gözetimi altında fırçalamaları önemlidir. Bunun yanı sıra, çocukların ilk dişlerinin sürmesiyle birlikte diş hekimine götürülmeleri önerilmektedir. Diş hekimleri tarafından yeni sürmekte olan dişlere “fissür örtücü” uygulanması, dişlerde çürük oluşumunun önüne geçebilmektedir. Çocuklarda sağlıklı diş gelişiminin sürdürülmesinde sağlıklı bir beslenme programının uygulanması önemlidir. Karbonhidrat ağırlıklı, nişastalı, şekerli ve yapışkan gıdalarla beslenen çocuklar, çürük oluşumu açısından büyük risk altında olmaktadırlar. Diş sağlığı için gerekli kalsiyum, fosfor ve flor içermelerinden dolayı süt,peynir ve yoğurt mutlaka çocukların beslenme programının temelini oluşturmalıdır. Ayrıca, dişler için oldukça faydalı olan çiğ badem, ceviz ve fındık gibi gıdalara da ağırlık verilmelidir.
Süt dişleri neden daha hızlı şekilde çürümektedir ? Süt dişlerinin daimi dişlere göre daha fazla organik madde içermeleri, ebeveynlerin ve çocukların erken dönemde çürükleri fark edememeleri, süt dişlerinin daha hızlı çürümelerine zemin hazırlayan faktörlerdendir. Çocukların hafif ağrı, sıcak-soğuk hassasiyeti gibi uyarıları zamanında yorumlayamamaları ancak dayanamayacakları kadar fazla ağrı olduğunda ebeveynlerini bilgilendirmeleri diş kayıplarıyla sonuçlanabilmektedir. Annelerin çocuklarına emzikleri reçel, şeker gibi çürük yapıcı yiyeceklere batırıp vermeleri, şeker ağırlıklı içecekler içirmeleri ve çocukların ağız bakımlarına dikkat etmemeleri çocuklarda çürük oluşumuna neden olmaktadır.
Bebeklerde ağız bakımı nasıl olmalıdır ? Anne sütünde bulunan asit oranının, bebeğin dişlerine zarar vermesinden dolayı bebeklerde ağız bakımına önem vermek gereklidir. Bebeğin ilk süt dişlerinin sürmesiyle başlayan 6-8 aylık dönemde, steril bir gazlı bezle dişlerin, ağzın içinin ve dudakların temizlenmesi önerilmektedir. Dişlerin sürmeye devam ettiği 8 ay -2 yaş arası dönemde ise, bebeklerin dişlerinin silikon parmak fırçalarıyla temizlenmesi tavsiye edilmektedir. Tüm süt dişlerinin tamamlandığı 3 yaşından sonraki dönemde, flor oranı düşük macunlarla dişlerin fırçalanmasına başlanabilir. Çocukların tükürmeyi öğrenip diş macununu yutmadığından emin oluncaya kadar florsuz diş macunu ve sonrasında da flor içeren macunlarının çocuklar tarafından kullanılması tavsiye edilmektedir.
Flor çocuğuma zarar verir mi ? Dişlerin sağlığının sürdürülmesi, ağız içerisindeki ekolojik ortamda bulunan dinamik dengeye bağlı olabilmektedir. Ancak, aşırı şeker tüketimine bağlı ağız boşluğunda oluşan bakteriler, bu dengeyi olumsuz yönde etkilemektedirler. Bunun aksine, dişlerin sağlıklı olmasında, tükürük ve florun dişler üzerinde oldukça olumlu etkilere sahip olduğu kanıtlanmıştır. Diş hekimliği uygulamalarında önemli bir yere sahip olan flor, diş çürüklerinin kontrolünün sağlanmasında ve engellenmesinde uzun yıllardır güvenli ve etkili bir yöntem olma özelliğini sürdürmektedir. Günde 2 kere diş hekimlerinin önerdiği miktarda florlu diş macunu ile dişlerin fırçalanması ve özellikle yüksek çürük riskine sahip bireylerde diş hekimleri tarafından yapılan flor uygulamaları, diş minesini güçlendirip yeni çürük oluşumunu engelleyebilmektedir. Çocuk hastalara hekim tarafından uygulanan flor uygulamaları sırasında, tükürük emici kullanılması, çocuğun arta kalan floru yutma riskini önlemektedir. Ayrıca sistemik bir uygulama olmadığı için, çocukların genel sağlığı açısından herhangi bir zarar teşkil etmemektedir.
Yer tutucular ağız içine yerleştirildikten sonra nelere dikkat edilmelidir? Yer tutucuların tutuculuğunu etkilemesi açısından, çocukların yapışkan şeker ve sakız gibi gıdaları tüketmesinden mümkün olduğunca uzak durulması tavsiye edilmektedir. Yer tutucular düzenli bir şekilde fırçalanmalı, takıp çıkartırken fazla kuvvet uygulanmasından kaçınılmalı ve özel kaplarında saklanmalıdır. Çocuk hastalara yer tutucu uygulamalarından sonra, ebeveynler mutlaka düzenli hekim kontrollerine gereklidir ve yer tutucuların kırılması durumunda vakit geçmeden yenisi hekim tarafından yapılmalıdır.
Fissür örtücü uygulaması nedir ve ne işe yarar ? Dişlerin çiğneme yüzeyindeki küçük girinti ve oyuklar olarak tanımlanan fissürlerde, çürük oluşumunu önlemek için şeffaf, beyaz renkli, akışkan bir dolgu maddesi olan fissür örtücü uygulanmaktadır. Bu sayede, çürüklerin en sık görüldüğü fissürlerde akışkan kıvamda olan fissür örtücülerin diş minesine yapışmasıyla çürük oluşumu engellenebilmektedir. Böylelikle, temizlenebilmesi zor olan dişlerin üzerindeki fissürlerin en derin noktasına kadar örtülmesi sağlanmakta ve bu bölgelere yiyecek artıkları ve bakterilerin yerleşmesi engellenip diş çürüğü oluşturma tehlikesi ortadan kalkmaktadır. Bu uygulamayla, fissürlerde gıda birikimi önlenmekte ve bu bölgelerin daha kolay fırçalanabilir hale getirilmesi sağlanmaktadır.
Diş çıkarma döneminde, bebeklerde görülen belirtiler nelerdir? Bebeklerin diş çıkarma dönemlerinde, dişlerin dişetine uyguladıkları basınçtan dolayı, o bölgede iltihaplanma ve buna bağlı bebeklerde ağrı ve ateş görülebilmektedir. Buna ilaveten, bu dönemde bebeklerde aşırı tedirginlik, huysuzluk, geceleri uykusuzluk, tükrük akışında artış, öksürük, dişetlerinde kızarıklık ve şişlik gözlenebilmektedir. Dişlerin sürmesi sırasında ağız içinde hissettikleri kaşınmalardan dolayı bebekler, rahatlamak amacıyla ellerine geçen her şeyi ağızlarına götürme eğiliminde olmaktadırlar.
Diş hekimine ilk ne zaman gidilmesi gerekmektedir? Bebeklerin ilk ziyareti, ilk süt dişinin sürmesini takiben yapılmalıdır. İlk süt dişleri bebeklerde, genellikle 6 ay-1 yaş aralığında sürmektedir. Diş hekimi muayenesindeki amaç, bebeğin ağız sağlığı ve beslenmesi ile ilgili ebeveynlere öneriler vermektir. 6 ayda bir yapılması gereken diş hekimi kontrolleri ile ağız ve diş sağlığının sürdürülebilmesi sağlanmalıdır.
Biberon çürüğü(Erken Çocukluk Çağı Çürüğü-EÇÇ) nedir? Biberon çürüğü, 71 aylık veya daha küçük çocukların süt dişlerinin birinde veya daha fazlasında çürük ya da çürük nedeniyle kayıp ve/veya dolgulu diş olması olarak tanımlanmaktadır. Genellikle geceleri biberonla uzun süre beslenen bebeklerde görülmektedir. Erken çocukluk çağı çürüğünün oluşmasını önlemek için, çocuğun gece biberonla uyuma alışkanlığı önlenmeli, gece beslemesinden sonra çocuğa mutlaka su içirilmeli ve çocuğun beslenmesi bittikten sonra uyutulmaya çalışılmalıdır. Biberon ile verilen süte, kesinlikle şeker, bal, pekmez gibi tatlandırıcılar ilave edilmemelidir. Bebek beslendikten sonra, mutlaka dişleri nemli bir tülbent ya da gazlı bezle temizlenmelidir.
Çocuğun dişi kırıldığında/yerinden çıktığında, ne yapılmalıdır? Travmaya bağlı diş yaralanmaları, okul öncesi dönemde ya da okul çağında sık karşılaşılan durumlardan biridir. Dişin kırıldığı durumlarda mümkünse kırık parça bulunup sütün içerisine konulduktan sonra en kısa sürede çocuk diş hekimine başvurulmalıdır. Dişin yerinden çıktığı durumlarda ise, yine diş mümkünse süt içine konup en kısa sürede çocuk diş hekimine başvurulmalıdır.
Süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli midir? Süt dişlerinin kalıcı dişler gibi tedavi edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde; ağrı, kötü koku, beslenme bozukluğu, çiğneme zorluğu, alttaki daimi dişlerin etkilenmesi gibi birçok probleme yol açabilmektedirler. Bu dönemde tedavi edilmeyen dişler, ileri dönemlerde dişlerde çapraşıklıklığa veya çene gelişiminde bozukluğa sebep olabilmektedir.
Çocuklarda diş hekimi korkusu nasıl yenilebilir? Çocuklarda diş hekimi korkusunun oluşmaması için çocukların diş ağrısı yaşamadan erken dönemde çocuk diş hekimi ile tanışması önemlidir. Oyun havasında geçen ilk tanışma randevusu, çocuk için diş kliniğini endişe kaynağı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Ayrıca çocuk hastaların tüm diş tedavileri bu konuda uzman olan ve çocuklarla iletişim konusunda yetkin olan çocuk diş hekimleri tarafından gerçekleştirilmelidir.
Engelli bireylerde ağız diş sağlığı nasıl korunmalıdır? Engelli çocuklar, ağız diş sağlığını ve kişisel bakımlarını tam olarak gerçekleştirememektedirler. Bundan dolayı, ebeveyn ya da bakıcı yardımı belli konularda önem kazanmaktadır. Dişler her yemekten sonra fırça ile, yapılamıyorsa tülbent ile temizlenmelidir. Çocuk beslenmelerinde şeker ve nişasta içerikli besinlerin azaltılması, ara öğünlerde bu gıdaların tüketilmemesi önerilmektedir. Engelli bireylerde çürük riskini azaltmak adına üç aylık rutin kontroller de büyük önem taşımaktadır.
Dişeti hastalığı, dişlerin çevresindeki dişe destek olan diş eti ve diğer dokularda oluşan iltihabi bir hastalıktır.
Neden dişeti hastalığı olur? Diş eti hastalıklarının ana nedeni diş yüzeylerinde biriken bakteri plağıdır. Bireyin bağışık yanıtı ve sigara, diyabet, stres gibi risk faktörleri periodontal doku kaybında etkili unsurlar arasındadır.
Diş eti hastalığının belirtileri nelerdir? Fırçalama sırasında veya kendiliğinden oluşan dişeti kanaması, dişetinde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet, dişlerde sallanma ve dişlerin birbirinden uzaklaşmaya başlaması dişeti hastalığının belirtilerindendir.
Dişeti hastalığı genel sağlığı etkiler mi? Dişeti hastalığına neden olan mikroorganizmalar ve ürettikleri zararlı maddeler, kalp hastalıkları, diyabet, solunum yolu ve akciğer hastalıkları ve düşük ağırlıklı doğum veya erken doğum riski gibi bazı sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.
Genel sağlık durumu veya kullanılan ilaçlar dişeti hastalığını etkiler mi? Diyabet, bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklar, hormonal değişiklikler gibi sağlık durumları ve kullanılan bazı ilaçlar dişeti hastalığını etkileyebilmektedir.
Dişeti hastalığı tedavi edilmediğinde ne olur? Dişeti hastalıkları tedavi edilmediği sürece ilerler ve hastalığın son aşamasında diş kayıpları görülebilir.
Diştaşı nasıl oluşur, diştaşı temizliği zararlı mıdır? Diş yüzeylerinde biriken bakteri plağının yeterli biçimde uzaklaştırılamaması sonucu, tükürükteki bazı minerallerin diş plağı üzerinde çökelmesiyle diştaşı oluşur. Uygun aletler ile doğru biçimde yapıldığında diştaşı temizliği dişler için zararlı bir uygulama değildir.
Dişeti hastalığının tedavisi ne kadar sürer? Dişeti hastalığının şiddetine bağlı olarak dişeti hastalığının tedavi süresi değişmektedir.
Sigara kullanımı dişeti hastalığını etkiler mi? Sigara kullanımının dişeti hastalığının şiddetini arttırdığı ve tedaviye karşı doku cevabını azalttığı bilinmektedir.
Ağız ve diş sağlığımızı nasıl koruyabiliriz? Günde 2 kez dişlerin fırçalanması ve bunun yanında diş macunu, ağız gargaraları, diş ipi veya arayüz fırçası kullanılarak ağız ve diş sağlığı korunabilir.
İdeal diş fırçasının özellikleri nelerdir? İdeal diş fırçasının tasarımı kişiden kişiye değişmekle birlikte, ağzın her yerine ulaşabilen düz saplı ve düz yüzeyli, orta veya yumuşak sertlikte bir fırça kullanılabilir.
Kuron çürük, kırık veya başka bir nedenle aşırı madde kaybı olan dişlerin küçültülüp kaplanması işlemidir. Köprü ise bir veya birden fazla diş eksikliğinde komşu dişlerin küçültülüp bunlara gelen özel kaplamalardan destek alınarak boşlukların doldurulması işlemidir. Herhangi bir nedenle diş kaybı meydana geldiğinde komşu dişlerde bu boşluğa doğru hareket başlar. Bunun sonucunda yandaki dişlerde diş eti problemleri, bu boşluğa devrilmeye bağlı kemik kayıpları, estetikte bozulma ve çiğneme kuvvetlerinde değişiklikler meydana gelir. Eğer uzun süre bu boşluk implant yada köprü ile restore edilmezde bu komşu dişlerde de kayıplar olabilir.
Kuron-köprü protezi tedavilerinin tamamlanması ne kadar sürer? Tedavi süresi tedavinin zorluğuna ve içerdiği diş sayısına göre ortalama 2 hafta ile 2 ay arasında değişmektedir.
Tedavi aşamaları nelerdir? Ağız içi ve röntgen muayeneleri doğrultusunda kaplanacak dişler belirlenir. Bu dişler restorasyona yer açmak amacıyla lokal anestezi altında, ağrısız bir biçimde 1,5-2 mm kadar küçültülür. Hazırlanan dişlerin tam bir modelinin elde edilebilmesi için ölçü alınır. Diş teknisyeni ölçüden alçı model döküp, protezi bu model üzerinde hazırlar. Protez ağız içerisinde prova edilir. Hazırlıklar sonucunda fonksiyon, estetik ve sağlık açısından uygun halde gelen protez daimi olarak yapıştırılır. Kuron-köprü protezleri sabit protezlerdir, hasta tarafından ağızdan çıkartılmazlar. Hastanın doğal dişleriyle beraber diş hekiminin yönlendirdiği biçimde diş fırçalama ve diş ipi kullanımıyla düzenli bakımları gereklidir.
Dijital Tedavi aşamaları nelerdir? Ağız içi ve röntgen muayeneleri doğrultusunda kaplanacak dişler belirlenir. Bu dişler restorasyona yer açmak amacıyla lokal anestezi altında, ağrısız bir biçimde 1,5-2 mm kadar küçültülür. Hazırlanan dişlerin tam bir modelinin elde edilebilmesi için ağız içi tarayıcı ile dış ve çevre dokuları 3 boyutlu (3D) görüntüsü kaydedilir. Bilgisayar ortamında tasarlanan protez CAD-CAM cihazları ile üretilir ve kliniğe hastaya uygulanmak üzere gönderilir.
Kuron-Köprü protezlerinin yapımı için en uygun malzeme hangisidir? Günümüzde biyolojik uyumu ve estetik özellikleri bakımından en çok tercih edilen malzemeler metal destekli porselenler veya tamamen porselenden yapılmış protezlerdir. Aralarındaki fark tam porselen kaplamaların daha estetik ve daha doku dostu olmasıdır.
İmmediat (hazır) protezler ile geleneksel protezler arasındaki fark nedir ? Protezler ne zaman yapıldıklarına ve ne zaman ağıza takıldıklarına göre geleneksel veya immediat olarak adlandırılırlar. İmmediat protezler dişler çekildikten hemen sonra takılan protezlerdir. Bunun için dişler çekilmeden önce hekim ölçü alır ve bu dişler çekilince olacak değişikliklere göre önceden protezi hazırlar. İmmediat protezlerin en büyük avantajı hastanın hiç dişsiz kalmamasıdır ancak çekim sonrası destek dokuların iyileşme sürecinde büzülmesi bu protezlerin zaman zaman astarlanarak altındaki doku ile uyumunun yeniden sağlanmasını gerektirir. Dokuların tam olarak iyileşmesi 2-3 ay sürer ve ardından geleneksel protezler yapılabilir.
Diş üstü protez nedir ? Az sayıda kalmış doğal dişlerin üzerine yapılan hareketli protezlere diş üstü protez (overdenture) adı verilir. Diş üstü protez yapılabilmesi için doğal dişlerin proteze destek ve stabilite sağlayacak şekilde hazırlanması gerekir. Diş üstü protezin avantajları; hastanın dişlerinin köklerini ağızda tutarak protezlerin tutuculuğu ve stabilitesi arttırılır, kökler çekilmediği için kemik kaybı olmaz, dişlerin köklerinin etrafındaki algılayıcılar kaybolmamış olur ve hasta psikolojik olarak kendisini dişsiz olarak görmediği için daha iyi hisseder.
Hareketli bölümlü protez nedir ? Hareketli bölümlü protezler, metal bir iskeletle birbirine bağlı eksik dişlerinizin yerini dolduran dişler ve bunların bağlı olduğu dişeti rengindeki kaideden oluşan protezlerdir. Hareketli bölümlü protezler doğal dişlerinize kroşe adı verilen kancaya benzeyen metal yapılarla veya hassas bağlantı denilen aygıtlarla bağlıdır. Hassas bağlantılar genellikle kroşelerden daha estetiktir ve neredeyse hiç görülmezler. Doğal dişlerinize yapılacak kuronlar hareketli bölümlü protezinizin daha iyi uymasına yardımcı olur. Hassas bağlantılı protezler genellikle kroşe bağlantılı protezlere nazaran daha pahalıdırlar.
Yumuşak astar maddesi nedir ? Yumuşak astar maddesi kemik ve yumuşak dokulardaki olumsuz faktörleri telafi etmek ve destek dokulara gelen basıncı azaltmak için tam protezlerde kullanılır. İleri derecede aşınmış alt çene kemiği olduğunda, çift taraflı kemik çıkıntısı varlığında, damak ortasında sert kemik çıkıntısı olması durumunda , bıçak gibi keskin çene kemiği olan hastalarda, tek çeneye protez yapılması gerektiğinde ve dişlerini aşırı sıkan hastalarda kullanılabilir. Yumuşak astar maddeleri, aşırı basınçları emerek altındaki dokuları olası zararlardan korur. Yumuşak astarlı bir protezi temizlemek için, ılık suda çalkalamak veya akan suyun altında başlangıçta pamukla silmek sonraları ise yumuşak bir fırça ile fırçalamak gerekir. Yumuşak astarlı protezleri temizleyici solüsyonların içine koyabilirsiniz ancak günde en fazla yarım saat süresince. Protezin kurumasına fırsat verilmemeli ağızda olmadığı durumlarda temiz bir suyun içinde bekletilmelidir.
Protez kullanmak nasıl bir his ? Protezler takıldıkları ilk birkaç hafta alışıncaya kadar kullanımı çok zor gelir. Dil ve yanaklar protezi yerinde tutmayı öğreninceye kadar gevşek gibi gelir. Küçük tahrişlerin ve acıtan yerlerin olması anormal değildir. İlk kullanım sırasında tükürük miktarınızın arttığını hissedersiniz. Hekiminiz kontrollerde bunları düzelttikçe ve sizde proteze alıştıkça bu şikayetleriniz azalacaktır.
Protezlerim farklı görünmemi sağlar mı ? Protezler doğal dişlerinizin yerini mümkün olduğunca dolduracağı için görünüşünüzü belirgin şekilde değiştirir. Protezleriniz gülüşünüzü güzelleştireceği gibi yüzünüzün ve profilinizin daha dolu olmasını da sağlar. Protezler yanak ve dudakları destekleyerek yüzün büzülmesi sonucu oluşan kırışıklıkları azaltacak ve daha iyi görünmenizi sağlayacaktır, ancak yaşın ilerlemesiyle artan fizyolojik kırışıklıkları ortadan kaldırmasını beklememek gerekir.
Protezlerim yemek yememi sağlar mı ? Yemek yeme pratik gerektirir. Başlangıçta daha yumuşak besinler ve küçük lokmalarla yemeyi tercih edin. Yavaşça ve her iki tarafı da kullanarak çiğnemeye çalışın böylece protezinizin devrilme hareketi yapmasını engellemiş olursunuz. Çiğnemeye alıştıkça daha sert besinlere geçerek normal beslenmenize geçebilirsiniz ancak her iki tarafla çiğnemeye devam etmelisiniz.
Protezlerim konuşmamı değiştirir mi ? Konuşma da yemek yeme gibi pratik gerektirir. Konuşurken protezleriniz ses yapıyorsa daha yavaş konuşun. Kelimeleri telaffuz etmekte zorlanıyorsanız yüksek sesle konuşun ve zorlandığınız kelimeleri tekrarlayın. Eğer konuşma problemleriniz devam ederse mutlaka diş hekiminize başvurun.
Protezlerimi gün boyunca takmalı mıyım ? Başlangıçta dokuların protezlere uyum sağlaması için gündüz ve gece protezlerinizi takmanız gerekebilir. Uyum sağlandıktan sonra protezin altındaki dokuların dinlenmesi için protezlerinizi gece yatarken çıkarmanız önerilebilir. Ancak protezlerinizi düzenli olarak temizlediğiniz takdirde gece yatarken de kullanmanızda mahsur yoktur.
Protez yapıştırıcılarını kullanmalı mıyım ? Hareketli protez yapıştırıcıları iyi uyumlu protezlerinizin tutuculuğunu arttırmak için kullanılabilir. Dokularla uyumu bozulmuş, sürekli altındaki dokuları tahriş eden kötü protezlerle kullanımı doğru değildir. Bu şikayetleri gidermeyeceği gibi artmasına sebep olacaktır. Bu protezlerin dokularla uyumunun yeniden sağlanması için astarlanmasına veya yenilenmesine gerek vardır.
Protezlerimin bakımını ve temizliğini nasıl yapmalıyım ? Hareketli protezlerinde doğal dişler gibi her gün fırçalanarak üzerindeki besin artıklarından ve plağın temizlenmesi gerekir. Fırçalama protezin temizliği açısından olduğu kadar ağız dokuların sağlığı açısından da oldukça önemlidir. Fırçalama için protezlere özel hazırlanmış fırçaları veya yumuşak kılları olan diş fırçaları ile sabun kullanabilirsiniz. Temizlik için eczanelerde ve marketlerde bulabileceğiniz protez temizleyicilerini veya ultrasonik temizleyicileri de kullanabilirsiniz. Protezlerin cilasını bozabilecek sert diş fırçaları kullanmayın. Protezlerin temizliğinde fazla aşındırıcı içeren temizleyicileri ve çamaşır suyu gibi beyazlatıcıları kullanmayın. Protezler darbeye karşı dayanıksız oldukları için düştüklerinde kolayca kırılabilirler. Bu nedenle protezlerin temizliğini bir havlu veya su dolu bir kabın üzerinde yapmak düşüp kırılmasına karşı önlem olarak alınabilir. Protezler kullanılmadıkları zamanlarda kurumaması gerekir, bu nedenle protezler kullanılmadıkları zamanlarda temiz bir suyun içinde bekletilmelidir. Protezlerinizi kesinlikle kaynar suya koymayın bu protezin şeklinin bozulmasına neden olabilir. Protezlerin dışında yumuşak fırçalarla dilin ve protezin altında kalan destek dokuların da fırçalanması ağız sağlığınızın korunması açısından oldukça önemlidir.
Protezlerimi ne zaman yenilemeliyim ? Hareketli protezlerin destek dokularla ilişkisi dokuların zamanla büzülmesi sonucu bozulabilir. Bu ilişki astarlama işlemleri ile sağlanabilir. Bu sağlanmadığı takdirde protez gevşeyecek ve dokuları tahriş etmeye başlayacak ve acıtacaktır. Bu durum devam ettiğinde ağız içinde ciddi problemlere neden olabilir. Protezlerin dokularla uyumu bozulduğunda, dişler aşındığında ve eskisi kadar besinleri öğütememeye başladığında protezin yenilenmesi gerekir. Protezlerin 2 – 4 yılda bir bunlar olmasa da yapıldığı malzeme bakterilerin tutunmasına uygun ortam hazırlamaya başladığı durumlarda da yenilenmesi gerekebilir. Protezinizde sizi rahatsız eden bir durum olduğunda kendiniz düzeltmeye çalışmayın hemen diş hekiminize başvurun.
Dental implant tedavisi nedir? Dental implant, titanyumdan yapılmış vida şeklinde küçük bir tutucudur. Çekilmiş bir diş kökünün yerini alacak şekilde çene kemiğinin içerisine yerleştirilir. İyileşme süreci sonunda mekanik tutunma sağlandıktan sonra yerleştirilen implant, doğal diş görevi görür. Bu yeni diş doğal diş kökünün görevini görür. Kemiğre sorunsuz tutunan implant içine "Abutment" adı verilen ve uygulanacak protezi taşıyacak olan özel parçalar vidalanır. Protezin çeşidine göre farklı taşıyıcı parçalar vidalanır ve hastanın ihtiyacına göre hekim tarafından karar verilen protez hastaya teslim edilir.
Dişlerinde aşınmalar olan hastalarda hem hassasiyetin önlenmesi hem de hastanın eski yüz yüksekliğine kavuşabilmesi için kuron-köprü uygulamaları ile tüm dişlerin restorasyonları yapılmaktadır. Bu hastaların yeni yüz yüksekliğine alışmalarını sağlamak amacı ile öncelikle oklüzal splint uygulanıp sonra restorasyonları yapılmaktadır. Böylelikle hasta yeni yüz yüksekliğine alışır ve ileride eklemlerinde ağrı ve zarar oluşması önlenmiş olur.
Geceleri dişlerimi sıktığım söyleniyor, ne yapmalıyım? Geceleri dişlerini sıkan hastaların dişlerinde oluşabilecek ağrı, aşınma ve eklemlerde oluşabilecek bozuklukların önlenmesi için kliniğimizde bu hastalara gece plağı yapılmaktadır.
Yüzümdeki eksik organın (göz, burun, kulak) plastik cerrahi ile tedavisi mümkün olmadı, ne yapabilirim? Yüzünde göz, kulak ya da burnunda eksiklik olup plastik cerrahi ameliyatı ile tedavi olamayan hastalara kliniğimizde yüz protezi yapılabilmektedir. Yüz protezi uygulamaları klasik yöntemlerle veya son teknoloji kullanılarak, bilgisayarlı modelleme CAD/CAM yöntemiyle de yapılabilmektedir.
Ağzımda kanser cerrahisine bağlı doku eksikliği olduğu için protezimi yapamıyorlar, ne yapmalıyım? Doğuştan veya sonradan cerrahi veya travma sonucu ağız içinde defekti olan hastaların protezleri (obturatör) kliniğimizde yapılabilmektedir.
S.D.Ü. Engelsiz Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, 32260 Çünür/ISPARTA | T. + 90 (246) 211 3334 | F. + 90 (246) 237 0607 | İletişim Bilgileri
Copyright 1997-2020 Bilgi İşlem Daire Başkanlığı